EFSANELERİMİZ

GAVUR
Kızıklılar geldiği zaman köyde gavurların yaşadığı söylenir. Gavurlar (Gayri Müslümler) genellikle Hıristiyanlar için kullanılır. Gavurlarla Kızıklılar arasında savaş çıkmış, Kızıklılar biri hariç hepsini öldürmüşler, o bir tanesine kıyamamışlar, o da Müslümanlığı kabul ederek köye karışmış. Köylüler bazen birbirlerine kızdıkları zaman Gavurun Soyu! Diye hitap ederler. O adam var ya! İşte o Gavurdan gelme! Gibi tabirler kullanılır.
ACAPŞAR VE GÜVENDÜK
Bir Başka söylem daha; “Gavur dermiş ki Acapşar şarşarım olsa, Güvendik altın boyunduruğum olsa”. Bu sözün ne anlama geldiğini izah edelim. Acapşar şarşarım olsa; Buradaki şar şardadan kasıt acapşarın suyu, yani Acapşarın suyu pınarım olsa, Acapşar suyunun çok iyi bir su olduğu, güvendik arazisinin de çok verimli olduğunu kastetmektedir. Bu günkü duruma göre bu doğrudur.

PEHLİVAN
Kızık Köyünde çok namlı bir pehlivan yaşarmış. Hacılar (GÖNÜLAL) Sülalesinden olduğu söylenir. Mudurnu taraflarında yaşayan bir pehlivan, bu pehlivanın namını duyar. Kızık Köyüne gelip kızıklı pehlivanla güreş etmek ister. Bizim pehlivan tarlada öküzlerle çift sürerken yanına Mudurnulu pehlivan gelir. Selam verir. İki pehlivan tohum torbasının yanına otururlar. Yeni gelen elini tohum torbasına sokarak bir avuç buğday çıkarır. Avuçlarında buğdayı ovuşturarak buğdayları bir taraftan una çevirir, bir taraftan da Kızıklı pehlivanın evini sorar. Bizimki gelenin pehlivan olduğunu kendisiyle güreşmek istediğini anlar. Evi göstermek amacıyla kalkar, sabanın kulpundan tutarak öküzlerle birlikte sabanın okunu havaya kaldırıp evi istikametine doğrultur. “İşte benim evim burası” diyerek güç gösterisinde bulunur. İki Pehlivan da birbirlerinin kolay lokma olmadığını anlarlar. Kızıklı pehlivan Mudurnulu arkadaşını evine götürür, o gece misafir eder. Ertesi günü çok çetin bir güreş olur. Kızıklı pehlivan bu güreşi kazanır.

AVCI VE GEYİK
Yaylada Mekteplilerin değirmenin olduğu yerde bir su değirmenin olduğu söylenir. Bu değirmende bir bekçi bulunur, her akşam değirmene bir geyik gelir, bu geyiği sağar. Kızıklı bir avcı bu olayı takip eder. Bir gün geyiği vurmaya karar verir. Bekçi geyiği sağarken avcı nişan alıp tüfeğini ateşler, geyik sıçrayarak kaybolur, bekçi “Hay eli kolu yanına gelesice! Ne istedin benim geyiğimden” diye söylenir. Oracıkta avcının kolları yanına düşer, kollarını bir daha kaldıramaz ellerini kollarını kullanamaz duruma gelir.
Onun için derler ki geyiğe ateş eden onmaz. O gün bu gün kızıklılar geyik avına gitmizler, geyik avının uğur getirmediğini söylerler.

Bookmark the permalink.

Comments are closed